RES Mediterranean -  Wind farms and solar energy in Greece, Turkey, North Africa

GERÇEĞİ DOĞRU ANLAMAK
Rüzgar enerjisiyle ilgili bilinmesi gereken on şey

  1. Rüzgar enerjisi, yüksek ölçüde devlet desteği görmüyor, sadece devlet destekli enerji piyasasına çalışıyor.     
  2. Rüzgar enerjisi diğer enerji üretim seçenekleri ile rekabet edebilir.
  3. Rüzgar enerjisi, diğer yakıtlarla “yarışacak bir seviyede” değil.
  4. Rüzgar enerjisinin sürekli olarak yedeklenmesine gerek yok.
  5. Rüzgar çiftlikleri gürültü yaymaz.
  6. Rüzgar enerjisi çevreye yarar sağlar
  7. Rüzgar enerjisinin habitatlar ve vahşi yaşam üzerindeki etkisi sınırlıdır. 
  8. Rüzgar enerjisi kirliliği azaltır
  9. Rüzgar enerjisi, güvenilir elektrik sağlar.
  10. Rüzgar enerjisi halihazırda, elektrik tedarikine önemli bir katkı sağlamaktadır.

Rüzgar enerjisi, yüksek ölçüde devlet desteği görmüyor, sadece devlet destekli enerji piyasasına çalışıyor.

Geçmişte, başlangıçta devlet desteği almadan geliştirilmiş, tanıtılmış ve rekabetçi hale gelmiş hiçbir elektrik üretim teknolojisi olmamıştır. Petrol, doğal gaz ve nükleer enerji gibi yerleşik sektörlerin hepsi, geliştirilme aşamasında önemli bir devlet desteğinden yararlanmıştır. 2004 yılında, Avrupa Çevre Dairesi, Avrupa Birliği’ndeki doğrudan ve dolaylı enerji sübvansiyonlarını değerlendirdi. Rapora göre, 2001 yılındaki sübvansiyon, 23.9 milyar €’su fosil ve nükleer yakıtlara ve 5.3 milyar €’su yenilenebilir enerjiye yönelik olmak üzere, toplam 29.2 milyar € olarak tahmin edilmektedir.  

Birleşmiş Milletlere göre, dünyada, geleneksel enerji kaynakları, yılda tahmini olarak 250 ila 300 milyar $ sübvansiyon almaktadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde, federal hükümet, “siyah akciğer hastalığı”ndan muzdarip madencilerin tıbbi masraflarını karşılamak için 30 yıldır 35 milyar $ ödemiştir.      

Bu çarpıklıklar, “geleneksel” enerji kaynaklarının gerçek maliyetinin, piyasa fiyatlarıyla yansıtılmadığı anlamına geliyor.

Rüzgar enerjisi diğer enerji üretim seçenekleri ile rekabet edebilir.

Rüzgarın iyi olduğu bölgelerde, rüzgar, özellikle petrol ve gaz fiyatlarındaki büyük artış göz önünde bulundurulduğunda, diğer yeni kurulan üretim teknolojileriyle gittikçe artan bir şekilde rekabet edebilmektedir. Açıkça ortadadır ki rüzgar, halihazırda amortismana tabi ve masrafları vergi mükellefleri veya elektrik tüketicileri tarafından ödenmiş olan mevcut bir elektrik santralinden elektrik üretmenin maliyetiyle rekabet edemez. Rüzgar enerjisinden elektrik üretmenin şu anki maliyeti, düşük-orta ortalama rüzgar hızlı sahalarda yaklaşık 6-8 € sent/kWh iken iyi rüzgar olan sahil bölgelerinde 4-5€ sent/kWh’te kadar düşmektedir.     

Tarihsel olarak, yeni türbinlerin üretilen kWh başına maliyetleri, kurulu kapasitenin her iki katına çıkışı için %9-%17 aralığına tekabül etmiştir. İleriye bakacak olursak, rüzgar gücünün toplam kurulu kapasitesi, gelecek beş yılda iki katına çıkarılırsa, 2010 yılına kadar, sahil kesiminde yer alan orta büyüklükteki bir türbinin (1,5MW’ye kadar) üretim maliyeti 3.1/4.4 € sent/kWh’ye kadar düşebilir. 

Karşılaştırmak için, Avrupa Komisyonu, yeni kombine çevrim gaz üretimi maliyetini 3.5-4.5 € sent/kWh ve kombine çevrim kömür maliyetini 4-5 € sent/kWh olarak açıklamıştır. 2004 yılında yapılan bir MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) araştırması, nükleer enerji maliyetini 5.1€ sent/kWh olarak hesaplamıştır.  

Son olarak, farklı yakıtların sağlığa zararları ve diğer çevresel etkilerinin “harici” maliyetleri de eklenirse, Avrupa Komisyonu, kömürlü üretimin maliyetinin ikiye katlanacağı ve gazlı üretimin maliyetinin ise %30 artacağı sonucuna varmıştır.  

Rüzgar enerjisi, diğer yakıtlarla “yarışacak bir seviyede” değil.

Mevcut durum, çevreye zararlı uygulamaların kabul gördüğünü ve hatta genellikle sübvanse edildiğini ve elektrik üretiminin “harici maliyetlerini” (çevre, sağlık vb üzerindeki etkiler...) tam olarak yansıtan çok az vergi olduğunu göstermektedir. Bu harici masrafları içselleştirmeye yönelik mekanizmalar olmadan, elektrik piyasalarında boy gösterecek seviyeye gelmek için en iyi ikinci çözüm, yenilenebilir enerji payını arttırmak için yeterince teşvik sağlamaktır.   

Avrupa Komisyonuna göre, çevreye ve sağlığa zarar formundaki harici maliyetler de hesaba katılırsa, kömürden elektrik üretme maliyeti iki katına çıkacak ve gazdan elektrik üretme maliyetleri ise, %30 artacaktır. Araştırma ayrıca, harici masrafların AB GMYİH’sinin, küresel ısınma ve iklim değişikliği maliyeti hariç olmak üzere, %1-2’si oranında ya da 85 milyar € ve 170 milyar € arasında olduğunu hesaplamıştır.    

Rüzgar enerjisinin sürekli olarak yedeklenmesine gerek yoktur.

Elektrik şebekesinin planlanma biçiminden dolayı, rüzgar enerjisinin her megawatt’ının bir fosil yakıt veya başka bir enerji türü megawatt’ı ile yedeklenmesine gerek yoktur. Tüm şebekelerin gerektiğinde kesintiler, arızalar ve ani dalgalanmalarla baş etmeye yetecek yedek kapasitesi mevcuttur. Hiçbir elektrik santrali %100 güvenilir değildir. Şebeke, elektrik üretim kaynaklarının beklenmedik bir şekilde servis dışı kalmasından endüstriyel istemcilerin enerji yoğun ekipmanlar çalıştırmasına kadar birçok etkiyi absorbe edecek şekilde tasarlanmıştır.  

Şebeke operatörü, sürekli olarak mevcut elektrik üretimiyle elektrik talebini eşleştirir ve rüzgar enerjisinin değişebilirliği, karmadaki değişkenlerden sadece biridir. Danimarka’da, elektrik talebinin yaklaşık %20’si, halihazırda rüzgarla tedarik edilmekte ve İletim Sistemi Operatörü tarafından başarılı bir şekilde yönetilmektedir. 

Rüzgar çiftlikleri gürültü yaymaz.

300 metrelik bir mesafede, modern bir rüzgar türbini, en fazla bir buzdolabı ya da hafif gürültülü bir odadaki kadar gürültü yayar. Gelişmiş tasarım, mekanik bileşenlerin gürültüsünü önemli ölçüde azaltır, öyle ki en duyulabilir ses rotor kanadıyla etkileşen rüzgarın sesidir. Bu, hafif bir hışırtı sesine benzer ve diğer modern zaman ekipmanlarından çok daha sessizdir. Hatta genellikle sessiz kırsal bölgelerde, esen rüzgarın sesi, genellikle türbinlerin sesinden daha yüksektir. Komşulara verilecek olası rahatsızlığın önlenmesi için, yerel makamlarca, rüzgar türbinlerinin civardaki evlerden yeterince uzak olmasını sağlayan katı kurallar uygulanır.

Rüzgar enerjisi çevreye yarar sağlar.

Rüzgar enerjisi, hafif bir ayak izidir. Çalışması, zararlı emisyonlar ya da herhangi bir zararlı madde üretmez. Doğal kaynakları tüketmez veya kaynak çıkarma, taşıma veya atık yönetimi yoluyla çevresel hasara neden olmaz. 

Bir rüzgar çiftliğinde, türbinlerin kendileri, arazi alanının %1’inden daha küçük bir alan kaplar. Kurulduğunda ve çalışmaya başladığında, civarda yapılmakta olan tarım ve yürüyüş gibi mevcut aktiviteler yapılmaya devam edilebilir. Yerel çevre üzerindeki herhangi bir etki, geleneksel yollarla elektrik üretmenin daha ciddi etkileriyle karşılaştırılmalıdır. 

Rüzgar enerjisinin habitatlar ve vahşi yaşam üzerindeki etkileri sınırlıdır.

Rüzgar çiftliği geliştiricilerinin, her proje için bir Çevresel Etki Değerlendirmesi yapması gerekir. Ayrıca, yeni yapılan geliştirme çalışmalarının, mevcut habitatlar için destekleyici olmasını sağlamak amacıyla, koruma ve vahşi yaşam grupları ile yakından işbirliği halinde çalışmalıdırlar. Rüzgar çiftliklerinin, göç güzergahları gibi büyük kuş ya da yarasa gruplarını çeken bölgelere kurulmamasına büyük özen gösterilir.   

İngiltere’de, Kraliyet Kuşları Koruma Derneği, “Şu ana kadar, kuşlar üzerinde, rüzgar çiftlikleriyle ilişkilendirilebilecek önemli bir etkiye şahit olmadık,” diyor. İspanya’da, o zaman, 18 rüzgar çiftliğinde çalışan 692 türbinin bulunduğu Navarra eyaletinde yapılan bir araştırma, büyük ve orta büyüklükteki kuşların yıllık ölüm oranının türbin başına 0.13 olduğunu ortaya koymuştur.   

Bunun yanı sıra, rüzgar gücünün etkileri, diğer insan bağlantılı faaliyetlere kıyasla son derece düşüktür. ABD istatistiklerine göre, her yıl binalara çarparak ölen kuş sayısı 1 milyar, taşıtlara çarparak ölen kuş sayısı ise 80 milyondur.

ABD’deki ticari rüzgar türbinlerinin, insan yapımı yapılar ve faaliyetlere çarpmalarla kıyaslandığında, her yıl ölen tüm kuşların yalnızca %0.01-0.02’sinin direk ölümünden sorumlu olduğu tahmin edilmektedir.  

Rüzgar enerjisi kirliliği azaltır.

Diğer enerji üretim formlarının tersine, rüzgar enerjisi, temizdir ve yenilenebilir. “Temiz”dir, çünkü çalışması sonucunda, küresel ısınmanın en büyük yardımcısı karbondioksit salınmaz. Ayrıca başka hiçbir zararlı gaz ya da atık ürün söz konusu değildir. Karşılaştırma yapılırsa, fosil yakıtlar yakan ve özellikle de kömür ve gaz yakan elektrik santralleri dünyanın atmosferinde dörtte birlik bir sera gazı artışından sorumludur. “Yenilenebilir”, çünkü yakıt kaynağı - serbestçe bulunabilen ve sürekli olarak yenilenen - rüzgardır.      

Rüzgar enerjisi, güvenilir elektrik sağlar.

Rüzgar türbinleri, çoğu (%75-80) zaman elektrik üretir. Verimleri, rüzgarın şiddetine göre farklılık gösterir. Türbinler, rüzgar saniyede yaklaşık 4-5 metre hızla esmeye başladığında, elektrik üretmeye başlar ve rüzgar fırtına hızına, yani saniyede yaklaşık 25 metreye ulaştığında tekrar durur. Karadaki bir rüzgar türbini, bulunduğu sahaya bağlı olarak, yıl içinde, teorik maksimum veriminin yaklaşık %30’unu üretir. Açık denizdeki rüzgar türbinlerinde bu oran daha yüksektir. Karşılaştırılacak olursa, geleneksel elektrik istasyonlarının yük faktörü ortalama %50’dir. Bakım veya arıza kesintilerinden dolayı, hiçbir elektrik santrali %100 zamanlı üretim yapmaz. Rüzgar türbinleri, 20-25 yıl boyunca elektrik üretimi gerçekleştirebilir. Ortalama bir sahada, 2 MW’lik bir rüzgar türbini, AB’deki 1,375 adet ortalama evin tüketimine eşit elektrik üretecektir.

Rüzgar enerjisi, halihazırda elektrik tedarikine önemli bir katkı sağlamaktadır. 

Geçtiğimiz on yıl boyunca, küresel rüzgar enerjisi pazarı, diğer yenilenebilir enerji kaynağından daha hızlı genişlemiştir. 2000 yılından itibaren, toplam kurulu kapasitedeki ortalama yıllık artış oranı %28’dir.    

2006 yılı sonuna kadar, dünya çapında rüzgar enerjisi üretim kapasitesi, 74,000 MW’ye ulaşmıştır. Avrupa için bu rakam, 48,000 MW’dir. Bu, Avrupa’nın elektrik ihtiyacının %3’ünü karşılamaya yetecek bir miktardır. Danimarka, İspanya ve Almanya elektriklerinin sırasıyla, %20’si, %8’i ve %7’sini rüzgar enerjisinden elde etmektedir. 

Bu içerik, Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği tarafından yayımlanan Wind Directions (Rüzgarın Yönleri) dergisinden alınmıştır. Sektör geliştikçe, rüzgar gücü birçok mite neden olmuştur - yaygın inanç bu gerçekliğin temelsiz olduğu yönündedir. 2007 yılı boyunca her ay, Wind Directions, bu yanlış anlamaların arkasındaki gerçekleri ortaya koymaktadır.    

RES - Renewable Energy Systems